Karaburun’dan Ormanlı işletmeye ait orman yolundan Ormanlı’ya ulaşmayı planlıyorduk. Kapı kilitliydi ve bizi güvenlik karşıladı. Bu yolu kullanıp Ormanlı’ya geçmek istediğimizi ve yolu yarı yarıya kısaltacağını söylememize rağmen, bisikletlerimizde çantalarımız olduğu için izin veremeyeceğini söyledi. Daha önce burayı kullanan arkadaşlarımız olduğunu söylememize rağmen Nuh dedi peygamber demedi. Birde bizi çöp atmakla itham etti. Neyse cevabını verdik tabi.
Ardından tekrar indiğimiz 1 km yokuşu çıkararak Karaburun merkeze oradan da Durusu’ya geçtik. Durusu’dan D020 yolunu takip ederek Kestanelike girdik. Kestanelikte güzel bir amcanın tarif ettiği küçük bir mekanda gayet başarılı köfteleri mideye indirdik. Köfteler bayağı karnımızı tuttu. Mutlu olduk. Ardından Çanakça-Dağyenice-Ormanlı merkez ve Ormanlı Plajı’na ulaştık.
Çadırlarımızı kurduk, hemen denize attık kendimizi. Deniz ilk soğuk gibi hissettirsede girdikten sonra suyun sıcaklığı gayet iyiydi ve dalgada Karadeniz’e göre yok denecek kadar azdı. Yandaki işletme ile 5Tl karşılığında anlaşarak WC ve duş ihtiyacımızı giderdik.
Ardından @alihsntknn ‘ın yaptığı #hobostove ocağımız ile salçalı bulgur pilavı yaptık. Bu benim yaptığım ilk pilavım sayılır. Gayet başarılı idi. Yanında ekşi yoğurt ve ekmekle birlikte gömdük. Çay demledik ama herhalde çeşme suyundan demlediğimiz için epey anlamsız bir görüntüsü ile çayı içtik.
Hava soğudu, sivriler arttı. İşbaşı insanları kumsalı boşalttı ve bizden başka kimse kalmadı. Herkese çadırına geçti.
Ben Selahattin Demirtaş kitabı Devran’ın ve savcı Salim Bey’in öyküsünü okuyup, soğuk gecede Devran’ı düşünerek rüzgarın sesiyle uykuya dalıyorum.

2. günün rotası








