Çilingoz Tabiat Parkı-Kastro-Kıyıköy | KUZEY TRAKYA TURU – 4. GÜN

Çilingoz sabahı kahvaltımızı yapıp 10 gibi ayrıldık. İlk hedefimiz Kastro Plajı. Orman içerisinden devam ederek Çamlıkköy Tabiat Parkı içinden plaja gitmekti amacımız. Lakin burasıda işletmeye ait ve denize girmekte paralı. Kafayı yiyeceğiz! Yolda çıkmaz sokak gibi. Tekrar geri dön rampayı çık…

Neyse oradan çıktık, biraz acıktık. Ali Hasan’la gereksiz bir tartışma sonrası ben birşeyler yedim. Ali küstü, yemedi. Neyse sonra gönlünü kayısı ve hurma ile aldım. Kıyıköy yoluna çıkacağız, neyseki yol asfalt; Allahuekber dedik o kadar patikadan sonra. Lastikler ağır patika koşullarına uygun değil, perişan olduk.

Yola çıkmadan İSKİ’ye ait (hala İstanbul’dayız!) baraj gölleri, göletleri ve bırakılan suların oluşturduğu su birikintilerinden geçtik. Kıyıköy yolu bağlantısına vardık ve köşede kontrol yapan jandarma bizide çevirdi. Çantaları açtı, içerisindeki tuzu, kekiği kokladı. Davranışları, iş ahlakı, görünüşleri o kadar kötüydü ki; ukala ukala sorular, göğüsler açık, atletler gözüküyor. Onları görünce direk emekli asker olan babam gözümde canlandı. Tıpatıp aynı. Askerler, polisler değişmezler. İnsan olma ve kalma şansları neredeyse sıfır.

Yokuş aşağı devam ederek kısa sürede Kıyıköy’e vardık. Nezle idim, gece ve sabah beni halsiz, mutsuz bir insan olarak uyandırıyordu. İlaçlarım bitmeye yüz tutmuş ve etkisi az. Sağlık ocağına giderek muayene ve yeni ilaçlar. Kıyıköy’de eczane yokmuş birde. İlginç, İstanbul’dan bu yana Karadeniz sahilindeki en düzenli ve renkli bu kasabada sağlık ocağı var eczane yok. Düzenli ve renkli olmasının sebebi sit alanı olması imiş. İnsanlar ilaçlarını Saray ilçesinden otobüs vasıtasıyla getirtiyorlarmış. Bende şoföre reçeteyi verdim ve 2 saat bekledim.

O zamana kadar Uysal Ev Yemekleri adlı mekanda öğlen yemeğimizi yedik. Manda yoğurdunu beğendim. O boşlukta camiye giderken kirlenen elbiselerimi yıkadım. Sürpriz! Sıcak su var! Uzayan saçlarım şapka takmamda zorluk çıkarıyordu ve sıcakta öldürüyor. Berbere gittim 4 numaraya kestirdim. Soğuk su ile yıka; sanki resetlendim!

Saat 6; ilaçlar geldi. Bunlar bütçe dışı ekstra maliyet ama sağlık önemli. İlaçlar işe yaradı tabi. Bu arada burası artık Kırklareli’ne bağlı. Berbere önce sağlık ocağında konuştuğumuz görevli yerel halkın çok kavgacı olduğumu söyleyerek bize dikkat etmemiz gerektiğini söyledi; “durduk yere laf atarlar” Berbere traş olurken de kavgacı oldukları kadar ağızlarının bozuk olduğuna şahit olduk. Arkadaş yaş farkı, büyüğe saygı felan değişik işliyor herhalde burada… Ben böyle küfür eden, argo konuşan topluluk görmedim. Hayatı argo ve küfür olmuş yerel halkın…

Neyse berber bize klasik tur bisikletçisi sorularını sorduktan sonra Aşıklar Tepesine gidin, oradan aşağısı kayalık, uçurum, o tepede yeşillik alanlar var, oraya kurabilirsiniz dedi. Lakin oraya geçiş biraz eğimli, bisikletler yüklü ve risk taşıyor. Döndük arkadan geçebilir miyiz diye baktık. Teyzenin birisine sorduk; Şu arkada çadır atacağız, bu alan ekili gibi köşeden gidebilir miyiz diye. Gönlü güzel teyze burada meymenetsiz bir kadın var geçen birileri geldi onları kovdu ama siz geçin be yauv! O olmaz desede ben geçin diyeceğim dedi. Sevilen ve sevilmeyen insan kendini belli ediyor.

Gün batımına kadar aldığımız biraları içerek oturduk. Aşağıda uçurum, uçurumun dibinden başlayan belediye plajı, solda Karadeniz’e dökülen Papuç deresi, karşı tepede yine kayalıklar ve alabildiğine Longoz Ormanı başlangıç noktası, sağ tarafımız Karadeniz, tepemizde şehir ışıklarından göremedimiz yüzlerce yıldız, gezegen görüntüsü.

Popüler yazılar

Kamo's Bicycle sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin