GELENEĞE SAYGI TURU | 14. Gün
Vel Esbid’den ayrıldıktan sonra Pedal Cafe’de öğle yemeği için son kez duruyorum ve Esin abla ile vedalaşarak Ali İsmail Korkmaz’ı anmaya gittim.

Şehir içindeki Çınar Bisiklet’e uğrayarak birtakım ihtiyaçlarımı giderdim ve şehrin güneyine yönelerek Seyitgazi istikametine vurdum kendimi.
Akpınar, Sarayören’i devam ederek ikindi vakti Seyitgazi’ye ulaşıyorum. Bir taraftan da akşama konaklayabileceğim bir mekan sorguluyorum çevre esnafına. Çınaraltı lokantısına çöküyorum bir takım açlık enflasyonunu çözmek için.
Konaklama için Seydi çayı yanına kurulan Santral Park’ı önerdiler. Pandemi zamanı olduğu için hatırladığım ya konaklamaya kapalıydı ya da yüksek fiyat çektikleri için yola devam. Ana hedefimiz de Yazılıkaya Midas Antik Kenti var.

Büyük keyif ve heyecanla 3000 yıllık geçmişiyle Frig Vadisi tabelasıyla içerisinde birçok antik kent ve antik kaya mezarlarının olduğu ana rotamıza girdik.

Ege bölgesinde gidonun kırıldığı efsanevi tabelalar var acaba hangisine doğru sürsek diye düşündüğümüz. Vadinin Eskişehir tarafından girişine yerleştirilen anıt ve antik kentleri listeyen tabelada bunlardan birisi. Neredeyse iki köyün arasında istinasız anıt mezar var.

Seyitgazi ilçesine bağlı Sarıcailyas köyünde muhtar köye doktor geldiği zaman muayene için kullanılan odayı gösterdi bana konaklamam için. Peşi sıra bitişik üç dört odanın olduğu muhtarlık evinin tatlı verandası karşımda kurumamaya direnen göleti selamlıyor.

Altı üstü ahşap döşeme oda ve yüksek tavandan üretim tarihine direnen altı duylu avize ile zamanı durduyorum. Hastalarını bekleyen plastik sandalyeler sıralı. Merkeze doğru doktora uygun bir masa. Tahta kapılar pencereler. Toz ve örümcek ağına tutsak kanepe akşam bendesin diye sesleniyor bilinçaltıma. Doktorun masası çay ocağı, erzak, ıvır zıvır dolabına bakıyor. Kovası kozalak dolu odun sobası ve yorgunluk çayı için demlik beni bekliyor akşama.
Kozalaklar hızlı ve sıcakkanlı bir şekilde ruhumu ısıtıyor ertesi güne huzurlu uyanmamı sağlama mücadelesinde. İç Anadolu’da Mayıs ve Haziran ayları Kırkikindi Yağışları ile geçer. İkindi saatinde başlayan ve 40 gün sürdüğüne inanıldığı için halk tarafından ifade edilmesinin sebebi bu. 40 gün olmasının bilimsel bir tarafı yok. Tabii yağmur varsa rüzgar var, soğuk var ve köylerde sobalar her zaman tutuşmaya hazır. Çorum’a varana kadar yağmur ve soğuk hiç eksik olmadı.



Bu yağışlar gelip geçici vebaşka tabirle vahşi sulama gibi vurduğu için metrekareye olağanüstü derece yağmur düşüyor ve tarımsal üretim için bu yarardan çok zarar demek. Bu sebeple Eskişehir köy halkları kuraklık konusunda çok dertli olduklarını kahve sohbetlerinde işitir oldum.
Eskişehir, Seyitgazi
3 Haziran Perşembe
2021





